
17Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
18İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtardık.
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı · Arapça metin: Tanzil (Osmanlı hattı)
FUSSİLET 17 :
Semuuda gelince: Biz onlara da doğru yolu gösterdik. Amma onlar körlüğü hidayete tercih etdiler. Onun için kendilerini, kazanageldikleri (şirk ve meaasi) yüzünden, o horlayıcı azab yıldırımı tutuverdi.
وَاَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَاهُمْ فَاسْتَحَبُّوا الْعَمٰى عَلَى الْهُدٰى فَاَخَذَتْهُمْ صَاعِقَةُ الْعَذَابِ الْهُونِ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَۚ
Ve emma semudu fe hedeynahum festehabbul ama alel huda fe ehazethum saıkatul azabil huni bima kanu yeksibun.
- Kelimeler
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | ve emma | gelince | |
| 2 | semudu | Semud(kavmin)e | |
| 3 | fehedeynahum | onlara yol gösterdik | هدي |
| 4 | festehabbu | fakat onlar yeğlediler | حبب |
| 5 | l-ama | körlüğü | عمي |
| 6 | ala | ||
| 7 | l-huda | doğru yolu bulmağa | هدي |
| 8 | feehazethum | böylece onları yakaladı | اخذ |
| 9 | saikatu | yıldırımı | صعق |
| 10 | l-azabi | azab | عذب |
| 11 | l-huni | alçaltıcı | هون |
| 12 | bima | yüzünden | |
| 13 | kanu | oldukları | كون |
| 14 | yeksibune | yapıyor(lar) | كسب |
FUSSİLET 18:
(İçlerinden) iman edib de MUTTAKİ OLANLARI ise kurtardık.
وَنَجَّيْنَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ۟
Ve necceynellezine amenu ve kanu yettekun.
- Kelimeler


