
15Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.
16Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı · Arapça metin: Tanzil (Osmanlı hattı)
FUSSİLET 15:
Ad, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş: -Bizden daha kuvvetli kim vardır? demişlerdi. Kendilerini yaratan Allah’ın, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmüyorlar mı? Onlar, ayetlerimizi bilerek inkar ediyorlardı.
فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةًۜ اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذ۪ي خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًۜ وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
Fe emma adun festekberu fil ardı bi gayril hakkı ve kalu men eşeddu minna kuvveh, e ve lem yerev ennellahellezi halakahum huve eşeddu minhum kuvveh ve kanu bi ayatina yechadun.
- Kelimeler
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | feemma | fakat | |
| 2 | aadun | Ad (kavmi) | عود |
| 3 | festekberu | büyüklük tasladılar | كبر |
| 4 | fi | ||
| 5 | l-erdi | yeryüzünde | ارض |
| 6 | bigayri | olmaksızın | غير |
| 7 | l-hakki | hakkı | حقق |
| 8 | ve kalu | ve dediler | قول |
| 9 | men | kimdir? | |
| 10 | eşeddu | daha şiddetli | شدد |
| 11 | minna | bizden | |
| 12 | kuvveten | kuvveti | قوي |
| 13 | evelem | ||
| 14 | yerav | görmediler mi? | راي |
| 15 | enne | elbette | |
| 16 | llahe | Allah | |
| 17 | llezi | o ki | |
| 18 | halekahum | onları yaratan | خلق |
| 19 | huve | O | |
| 20 | eşeddu | daha güçlüdür | شدد |
| 21 | minhum | kendilerinden | |
| 22 | kuvveten | kuvvetçe | قوي |
| 23 | vekanu | ve devam ettiler | كون |
| 24 | biayatina | bizim ayetlerimizi | ايي |
| 25 | yechadune | inkara | جحد |
FUSSİLET 16
Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, o uğursuz günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً صَرْصَراً ف۪ٓي اَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذ۪يقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ
Fe erselna aleyhim rihan sarsaran fi eyyamin nahisatin li nuzikahum azabel hizyi fil hayatid dunya, ve le azabul ahireti ahza ve hum la yunsarun.
- Kelimeler
| # | kelime | anlam | kök |
|---|---|---|---|
| 1 | feerselna | biz de gönderdik | رسل |
| 2 | aleyhim | üzerlerine | |
| 3 | rihen | bir rüzgar | روح |
| 4 | sarsaran | dondurucu | صرصر |
| 5 | fi | ||
| 6 | eyyamin | günlerde | يوم |
| 7 | nehisatin | uğursuz | نحس |
| 8 | linuzikahum | taddırmak için | ذوق |
| 9 | azabe | azabını | عذب |
| 10 | l-hizyi | rezillik | خزي |
| 11 | fi | ||
| 12 | l-hayati | hayatında | حيي |
| 13 | d-dunya | dünya | دنو |
| 14 | veleazabu | azabı ise | عذب |
| 15 | l-ahirati | ahiret | اخر |
| 16 | ehza | daha da kepaze edicidir | خزي |
| 17 | ve hum | ve onlara | |
| 18 | la | hiç | |
| 19 | yunsarune | yardım edilmeyecektir | نصر |
:


