İçeriğe geç

Yâsîn Sûresi

5. Sohbet

9 Ekim 201616–19. ayetlerSeride 6 / 36
Yâsîn Sûresi · 16–19. ayetlerيسٓ
قَالُوا۟ رَبُّنَا يَعْلَمُ إِنَّآ إِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ ۝١٦ وَمَا عَلَيْنَآ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ ۝١٧ قَالُوٓا۟ إِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْ ۖ لَئِن لَّمْ تَنتَهُوا۟ لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ ۝١٨ قَالُوا۟ طَٰٓئِرُكُم مَّعَكُمْ ۚ أَئِن ذُكِّرْتُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌۭ مُّسْرِفُونَ ۝١٩

16Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.

17Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.

18"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.

19Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi.

Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı · Arapça metin: Tanzil (Osmanlı hattı)

Sohbet notları


SOHBETİ DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN ALTERNTİF LİNK:

https://yadi.sk/d/u9q9ioqWwYDG6


YASİN 16:

Kalû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum le murselûn(murselûne).

1. kalû : dediler
2. rabbu-nâ : bizim Rabbimiz
3. ya’lemu : bilir
4. innâ : muhakkak biz
5. ileykum : size
6. le : gerçekten
7. murselûne : (gönderilmiş) resûller

(Resûller) dediler ki: “Bizim, gerçekten size gönderilmiş resûller olduğumuzu Rabbimiz biliyor.”


YASİN 17:

وَمَا عَلَيْنَا إِلاَّ الْبَلاَغُ الْمُبِينُ ﴿١٧﴾

Ve mâ aleynâ illâl belâgul mubîn(mubînu).

1. ve mâ aleynâ : ve bizim üzerimizde (sorumluluk) yok
2. illâ : den başka
3. el belâgu : tebliğ, bildirme
4. el mubînu : apaçık

Ve bizim üzerimizde açıkça tebliğden (bildirmekten) başka bir şey (sorumluluk) yoktur.


YASİN 18:

Kâlû innâ tetayyernâ bi kum, le in lem tentehû le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ azâbun elîm(elîmun).

1. kâlû : dediler
2. innâ : muhakkak biz
3. tetayyernâ : uğursuzluğa uğradık
4. bi kum : sizinle
5. le : mutlaka, elbette, gerçekten
6. in lem tentehû : eğer vazgeçmezseniz
7. le : mutlaka, elbette, gerçekten
8. nercume- enne-kum
(receme)
: biz sizi mutlaka taşlarız
: (taşladı)
9. ve le : ve mutlaka, elbette, gerçekten
10 yemesse- enne-kum
(messe)
: size mutlaka dokunacak
: (dokundu)
11 min-nâ : bizden
12 azâbun : azap
13 elîmun : elîm, acı

 “Muhakkak ki biz, sizinle uğursuzluğa uğradık. Eğer siz gerçekten vazgeçmezseniz (son vermezseniz), sizi mutlaka taşlayacağız. Ve mutlaka bizden size elîm bir azap dokunacak.” dediler.


YASİN 19:

قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ ﴿١٩﴾

Kâlû tâirikum meakum, e in zukkirtum, bel entum kavmun musrifûn(musrifûne).

1. kâlû : dediler
2. tâiri-kum : sizin uğursuzluğunuz
3. mea-kum : sizinle beraber
4. e : mı
5. in : eğer, olursa
6. zukkirtum : size hatırlatıldı
7. bel : hayır
8. entum : siz
9. kavmun : bir kavim
10 musrifûne : müsrif, haddi aşan

 “Uğursuzluğunuz sizinle beraberdir (kendinizdendir). Size zikir hatırlatılınca mı (uğursuzluğa uğruyorsunuz)? Hayır, siz müsrif (haddi aşan) bir kavimsiniz.” dediler.

Bu sohbetle ilgili bir sorunuz mu var?Arşivdeki sohbetlerden, kaynağını göstererek cevap verelim.Sohbetlere sor