
34Doğrusu uyarıcı göndermiş olduğumuz her kentin varlıklı kimseleri, "Biz sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz" dediler.
35Ve dediler ki: "Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz"
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı · Arapça metin: Tanzil (Osmanlı hattı)
SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:
https://yadi.sk/d/T4FHDkwZfw826
SEBE 34
وَمَا أَرْسَلْنَا فِي قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَا إِنَّا بِمَا أُرْسِلْتُم بِهِ كَافِرُونَ
Ve mâ erselnâ fî karyetin min nezîrin illâ kâle mutrefûhâ innâ bimâ ursiltum bihî kâfirûn(kâfirûne).
| 1. | ve mâ erselnâ | : ve biz göndermedik |
| 2. | fî | : içine, … e |
| 3. | karyetin | : karye, belde, ülke |
| 4. | min nezîrin | : bir nezir, uyarıcı |
| 5. | illâ | : den başka, ancak, sadece |
| 6. | kâle | : dedi |
| 7. | mutrefû-hâ | : onun refah içinde olanları, ileri gelenleri |
| 8. | innâ | : muhakkak ki biz |
| 9. | bimâ | : şeyi |
| 10. | ursiltum | : siz gönderildiniz |
| 11. | bi-hi | : onu, onunla |
| 12. | kâfirûne | : inkâr edenler |
Ve Bizim nezir göndermediğimiz hiçbir yer yoktur. Her karyenin (ülkenin) refah içinde olanları (ileri gelenleri): “Muhakkak ki biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edenleriz.” demekten başka bir şey söylemediler.
SEBE 35
وَقَالُوا نَحْنُ أَكْثَرُ أَمْوَالًا وَأَوْلَادًا وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ
Ve kâlû nahnu ekseru emvâlen ve evlâden ve mâ nahnu bi muazzebîn(muazzebîne).
| 1. | ve kâlû | : ve dediler |
| 2. | nahnu | : biz |
| 3. | ekseru | : daha çok |
| 4. | emvâlen | : mallar (mal olarak) |
| 5. | ve evlâden | : ve çocuklar (evlât olarak) |
| 6. | ve mâ nahnu | : ve biz değiliz |
| 7. | bi muazzebîne | : azap edilecek olanlar |


