İçeriğe geç

Sebe' Sûresi

16. Sohbet

8 Mart 201524–26. ayetlerSeride 16 / 34
Ses kaydıArka planda dinleyebilir, sayfalar arasında gezinebilirsiniz.
İndir
Sebe' Sûresi · 24–26. ayetlerسَبَإٍ
۞ قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ قُلِ ٱللَّهُ ۖ وَإِنَّآ أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَىٰ هُدًى أَوْ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ ۝٢٤ قُل لَّا تُسْـَٔلُونَ عَمَّآ أَجْرَمْنَا وَلَا نُسْـَٔلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ ۝٢٥ قُلْ يَجْمَعُ بَيْنَنَا رَبُّنَا ثُمَّ يَفْتَحُ بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَهُوَ ٱلْفَتَّاحُ ٱلْعَلِيمُ ۝٢٦

24De ki: "Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?" De ki: "Allah'tır. Öyleyse doğru yolda veya apaçık bir sapıklıkta olan ya biziz ya sizsiniz."

25De ki: "İşlediğimiz suçlardan siz sorumlu olmazsınız, sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu olmayız"

26De ki: "Rabbimiz sonunda hepimizi toplar, sonra aramızda adaletle hükmeder. Adaletle hükmeden, bilen ancak O'dur."

Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı · Arapça metin: Tanzil (Osmanlı hattı)

Sohbet notları

SES KAYDINI MP3 OLARAK DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN LİNKE TIKLAYINIZ:

https://yadi.sk/d/-II2R7IDf7mwt


SEBE 24:

قُلْ مَن يَرْزُقُكُم مِّنَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ قُلِ اللَّهُ وَإِنَّا أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَى هُدًى أَوْ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ

Kul men yerzukukum mines semâvâti vel ard(ardı), kulillâhu ve innâ ev iyyâkum le alâ huden ev fî dalâlin mubîn(mubînin).

1. kul : de
2. men : kim
3. yerzuku-kum : sizi rızıklandırır
4. min es semâvâti : semalardan, göklerden
5. ve el ardı : ve arz, yer
6. kulillâhu (kul allâhu) : ‘Allah’ de
7. ve innâ : ve muhakkak (ki) biz
8. ev : veya
9. iyyâ-kum : siz, size
10. le : elbette, mutlaka
11. alâ huden : hidayet üzerinde
12. ev : veya
13. fî : içinde
14. dalâlin : dalâlet
15. mubînin : apaçık
MEALİ :

De ki: “Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kim?” “Allah” de. Ve muhakkak ki biz veya siz, mutlaka ya hidayet üzerindeyiz veya apaçık dalâlet üzerinde.


SEBE 25:

قُل لَّا تُسْأَلُونَ عَمَّا أَجْرَمْنَا وَلَا نُسْأَلُ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Kul lâ tus’elûne ammâ ecremnâ ve lâ nus’elu ammâ ta’melûn(ta’melûne).

1. kul : de
2. lâ tus’elûne : siz sorulamazsınız, sorgulanmazsınız
3. ammâ (an mâ) : şeylerden
4. ecremnâ : biz cürüm yaptık, suç işledik
5. ve lâ nus’elu : ve biz sorulmayız, sorgulanmayız
6. ammâ (an mâ) : şeylerden
7. ta’melûne : siz yapıyorsunuz

MEALİ

De ki: “Bizim yaptığımız cürümlerden (suçlardan) siz sorgulanmazsınız. Ve biz (de) sizin yaptıklarınızdan sorgulanmayız.”


SEBE 26

Kul yecmeu beynenâ rabbunâ summe yeftehu beynenâ bil hakk(hakkı), ve huvel fettâhul alîm(alîmu).

1. kul : de
2. yecmeu : toplar, toplayacak
3. beyne-nâ : bizim aramızda, bizim aramızı
4. rabbu-nâ : bizim Rabbimiz
5. summe : sonra
6. yeftehu : fethedecek, açacak, hüküm verecek
7. beyne-nâ : bizim aramızda, bizim aramızı
8. bi : ile
9. el hakkı : Hak
10. ve huve : ve o
11. el fettâhu : açan, hükmeden, fetheden
12. el alîmu : âlim olan, en iyi bilen

MEALİ

:

De ki: “Rabbimiz bizi birarada toplayacak. Sonra hak ile bizim aramızı açacak (hüküm verecek).” Ve O; Fettah’tır (hak ile hükmeden) ve Âlim’dir (en iyi bilen).

Bu sohbetle ilgili bir sorunuz mu var?Arşivdeki sohbetlerden, kaynağını göstererek cevap verelim.Sohbetlere sor