139Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.
140Dolu bir gemiye kaçmıştı.
141Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.
142Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
143Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı · Arapça metin: Tanzil (Osmanlı hattı)
SOHBETİ DİNLE :
SOHBETİ DİNLEMEK VE İNDİRMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK :
https://yadi.sk/d/vxwmf_dRr5UF2A

وَذَا النُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَن لَّا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ﴿٨٧﴾
Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn(zâlimîne).
| 1. | ve zennûni(za en nuni) | : ve Zennun (Yunus |
| 2. | iz zehebe | : gitmişti |
| 3. | mugâdıben | : gadaplanarak, öfkelenerek |
| 4. | fe | : böylece |
| 5. | zanne | : zannetti |
| 6. | en len nakdire | : muktedir olamayacağız |
| 7. | aleyhi | : ona |
| 8. | fe | : o zaman, böylece |
| 9. | nâdâ | : nida etti |
| 10 | fî ez zulumâti | : karanlıklar içinde |
| 11 | en lâ ilâhe | : ilâh olmadığını (ilâh yoktur) |
| 12 | illâ | : den başka |
| 13 | ente | : sen |
| 14 | subhâne-ke | : sen sübhansın, münezzehsin |
| 15 | in-nî | : muhakkak, gerçekten ben |
| 16 | kuntu | : ben oldum |
| 17 | min ez zâlimîne | : zalimlerden |