
32Sonra bu Kitap'ı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırakmışızdır. Onlardan kimi kendine yazık eder, kimi orta davranır, kimi de, Allah'ın izniyle, iyiliklere koşar. İşte büyük lütuf budur.
33Bunlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler, oradaki elbiseleri de ipektir.
Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı · Arapça metin: Tanzil (Osmanlı hattı)
SOHBETİ DİNLE:
SOHBETİ İNDİRMEK VEYA MP3 DİNLEMEK İÇİN ALTERNATİF LİNK:
https://yadi.sk/d/KCC-u9mnqhsdA
FATIR 32:
ثُمَّ أَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِإِذْنِ اللَّهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبِيرُ
Summe evresnâl kitâbellezînastafeynâ min ibâdinâ, fe minhum zâlimun li nefsihî, ve minhum muktesidun, ve minhum sâbikun bil hayrâti bi iznillâhi, zâlike huvel fadlul kebîr(kebîru).
| 1. | summe | : sonra |
| 2. | evresne | : varis kıldık |
| 3. | el kitâbe | : kitap |
| 4. | ellezîne | : onlar |
| 5. | astafeynâ | : biz seçtik |
| 6. | min ibâdi-nâ | : (bizim) kullarımızdan |
| 7. | fe min-hum | : böylece onlardan |
| 8. | zâlimun | : zulmeden |
| 9. | li nefsi-hi | : kendi nefsine |
| 10 | ve min-hum | : ve onlardan |
| 11 | muktesidun | : orta yol, orta hal |
| 12 | ve min-hum | : ve onlardan |
| 13 | sâbikun | : hayırlarda yarışanlar, öne geçenler |
| 14 | bi el hayrâti | : hayırlarda |
| 15 | bi izni allâhi | : Allah’ın izni ile |
| 16 | zâlike | : işte bu |
| 17 | huve | : o |
| 18 | el fadlu | : fazl |
| 19 | el kebîru | : büyük |
Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi kitaba varis kıldık. Böylece onlardan bir kısmı nefsine zulmedicidir, onlardan bir kısmı muktesittir. Onlardan bir kısmı da Allah’ın izniyle hayırlarda yarışanlardır. İşte o ki o, büyük fazıldır.
FATIR 33:
جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤًا وَلِبَاسُهُمْ فِيهَا حَرِيرٌ
Cennâtu adnin yedhulûnehâ yuhallevne fîhâ min esâvire min zehebin ve lu’luen, ve libâsuhum fîhâ harîr(harîrun).
| 1. | cennâtu | : cennetler |
| 2. | adnin | : adn |
| 3. | yedhulûne-hâ | : ona girerler |
| 4. | yuhallevne | : süslenirler, takarlar |
| 5. | fî-hâ | : orada |
| 6. | min esâvire | : bileziklerden |
| 7. | min zehebin | : altın’dan |
| 8. | ve lu’luen | : ve inciler |
| 9. | ve li bâsu-hum | : ve onların elbiseleri |
| 10 | fî-hâ | : orada |
| 11 | harîrun | : ipek |
(Onlar), adn cennetlerine girerler. Orada altından bilezikler ve inciler takarlar. Ve orada onların elbiseleri ipektir.

